www.olymposdeepgreen.com – Yeni işim yeni evim

Nevin, 31/03/10

30 Mart’ta yeni işimiz yeni evimiz Olympos Deep Green Bungalows’a ayak bastık.

Beni izlediğimin ertesi günü depresif ruh hallerine sokan BBC programı “No Going Back” i defalarca izledim.

Şimdi biz de geri dönüş yok diyenlerden olmak için yola çıktık…

www.olymposdeepgreen.com

Ormanlı uçuş

Nevin, 09/03/10

Uzun zamandır siteme vakit ayırmamışım. Yoga kursu, eve geç gelmek, bir ton bahane…

İstanbul’da “İstanbullu” olarak geçirceğimiz günler sayılıyken, pazar günü atladık Ormanlı’ya gittik. İyi ki de gitmişiz. Meteoroloji saati hatta dakikaları tutan bir tutarlılıkla verdi istediğimizi. 1 saate yakın uçtum. 2009 yılında iki elin 10 parmağını geçmeyecek sayıda uçuş yaptığımdan uzun süre havada kalmak ilaç gibi geldi.

Asansöre bir yapıştım usanmadan sıkılmadan salıncak misali bir sağ bir sola gittim. Çok özlemişim…

Yoga günlüğüm

Nevin, 24/12/09

Yoga hocalık yolculuğumun sonlarına geliyorum. Daha doğrusu tek başıma başlayacağım yolculuğa çıkmak üzereyim. Eğitim son haftası şubat ayı sonuna ertelendi, biz daha güçlenelim daha iyi hissedelim diye. Yogayla, yogamla ilgili yeni başlıyor hayat. Öğrendiklerim, okuduklarım, etkilendiklerim, izlediklerim ve yogamla ilgili herşey orda olacak…Hepsi burda olacak, zaman buldukça…

Uçtu uçtu bir Nevin uçtu

Nevin, 02/12/09

Uzunca bir aradan sonra (temmuzdan beri) uçmamıştım. Aslında kuyruk sokumu kırığına rağmen uçardım ama yoga eğitmenliği programımı daha fazla riske atmamalıydım. Kursumun bitmesine 3 hafta kala da artık yeter nidalarıyla soluğu Bozdağ semalarında aldım.

Keyifli ve hafif de olsa termikli bir uçuş oldu. Heyecanlıydım epey. İnişte yine az daha bir diz vakası yaşıyordum. Alışamadım sanırım kanadıma, verdiğim ara da cabası, korku, işte o hepsinden önemli bir etken. Önümüzdeki sezonu iyi bir SİV ile açmalıyım sanırım.

Uçtuk, eğlendik, çadırda uyuduk. Çok özlemişim…

fotoğraflar için

DSC_0069.JPG

Plastiklerden uzaklaşmak

Nevin, 19/11/09

Hep bildiğim ama nedense bir türlü uygulamada yerini bulmayan şeylerin farkına varmaya başlıyorum. 4 aydır plastik su şişesi satın almadım ve kullanmadım. Çok sevdiğim Nalgene mataramı da kullacağımdan şüpheliyim. Bundan uzun bir süre önce blogunu takip ettiğim Will Gadd yazmıştı tüm plastik mataralarını attığını. İçime sindirememiştim o zamanlar. Ama artık biliyorum ki hayatımıza kolayca giren o plastikler sadece tembelleştiriyor bizi.

Yıllar önce Metro marketten aldığım ama yanmımda pek taşımadığım Tema alışveriş torbalarımı çıkardım ortaya. minimum torba kullanmaya çalışıyorum.

Buna ihtiyacın var mı gerçekten diye soruyorum kendime. Bu plastik malzemenin ikamesi var mı diye soruyorum. 100 şeyden birinden vazgeçsem bile mutlu oluyorum.

İşyerinde kağıt plastik bardak kullanmıyorum artık. Bardağımı yıkamaya üşendiğim gerçeğini itiraf etmek bile zoruma gidiyor.

Etrafımız yapaylıkla bu kadar kuşatılmışken sessiz bir çığlık gibi görünebilir tüm bunlar. Elbetteki vazgeçemem tüm plastik malzemelerden. Üzerinde yoga yaptığım matım plastik, şu an tuşlarına bastığım klavye plastik.

Ama bu bireysel tüketimimi mümkün olduğunca azaltmak amacım.

Farkındayım. Farkında olmak üzüyor çoğunluk beni. Ama bunlarla doğmadı insanlık. Öyleyse tüm bunlara ihtiyacım yok….

İyice içime işleyen başka bir konu da GDO ‘lar. Paketine tıkılmış, hazır gıdalar vb. Konserveler boy boy. mümkün olsa da kendi yiyeceklerimi kendim yapsam. Yılmaz Özdilin yazısını okurken mutlu oldum bir yandan. Kendi kekimi yapma özenini gösterdiğim için. Mümkün olsa da annemin bir zamanlar yaptığı gibi yoğurdumu mayalasam. Mümkün olsa da tohumlarını ektiğim sebzeleri meyveleri toplasam. Toprak dolsa tırnaklarım, çatlasa ellerim topraktan…

yerli_tohum

 

Yerli tohumlarımıza sahip çıkalım. Emeğimizle yapabileceklerimize sahip çıkalım. Üzerimizdeki ağırlıktan kurtulalım… Daha az tüketelim…Karbon izimizi azaltalım….

Önceki »

Galeriden seçmeler

Get the Flash Player to see the slideshow.

Kategoriler

  • Hikayeni Seç