Plastiklerden uzaklaşmak

Nevin, 19/11/09

Hep bildiğim ama nedense bir türlü uygulamada yerini bulmayan şeylerin farkına varmaya başlıyorum. 4 aydır plastik su şişesi satın almadım ve kullanmadım. Çok sevdiğim Nalgene mataramı da kullacağımdan şüpheliyim. Bundan uzun bir süre önce blogunu takip ettiğim Will Gadd yazmıştı tüm plastik mataralarını attığını. İçime sindirememiştim o zamanlar. Ama artık biliyorum ki hayatımıza kolayca giren o plastikler sadece tembelleştiriyor bizi.

Yıllar önce Metro marketten aldığım ama yanmımda pek taşımadığım Tema alışveriş torbalarımı çıkardım ortaya. minimum torba kullanmaya çalışıyorum.

Buna ihtiyacın var mı gerçekten diye soruyorum kendime. Bu plastik malzemenin ikamesi var mı diye soruyorum. 100 şeyden birinden vazgeçsem bile mutlu oluyorum.

İşyerinde kağıt plastik bardak kullanmıyorum artık. Bardağımı yıkamaya üşendiğim gerçeğini itiraf etmek bile zoruma gidiyor.

Etrafımız yapaylıkla bu kadar kuşatılmışken sessiz bir çığlık gibi görünebilir tüm bunlar. Elbetteki vazgeçemem tüm plastik malzemelerden. Üzerinde yoga yaptığım matım plastik, şu an tuşlarına bastığım klavye plastik.

Ama bu bireysel tüketimimi mümkün olduğunca azaltmak amacım.

Farkındayım. Farkında olmak üzüyor çoğunluk beni. Ama bunlarla doğmadı insanlık. Öyleyse tüm bunlara ihtiyacım yok….

İyice içime işleyen başka bir konu da GDO ‘lar. Paketine tıkılmış, hazır gıdalar vb. Konserveler boy boy. mümkün olsa da kendi yiyeceklerimi kendim yapsam. Yılmaz Özdilin yazısını okurken mutlu oldum bir yandan. Kendi kekimi yapma özenini gösterdiğim için. Mümkün olsa da annemin bir zamanlar yaptığı gibi yoğurdumu mayalasam. Mümkün olsa da tohumlarını ektiğim sebzeleri meyveleri toplasam. Toprak dolsa tırnaklarım, çatlasa ellerim topraktan…

yerli_tohum

 

Yerli tohumlarımıza sahip çıkalım. Emeğimizle yapabileceklerimize sahip çıkalım. Üzerimizdeki ağırlıktan kurtulalım… Daha az tüketelim…Karbon izimizi azaltalım….

GIDAMA DOKUNMA

Nevin, 06/11/09

anti-gmo

“The winner of ICPPC’s ‘Best Anti GMO Poster’ competition launched in Poland www.gmo.icppc.pl; The author: Grupa Artystyczna Zawleczka www.zawleczka.com.pl”

Yılmaz Özdil GDO’lu Diyet Tarifleri

Yılmaz Özdil Frankeştayn

Necati Doğru Anadolu’nun bütün yılanları ile çıyanları sizleri sokacak!

Fikir Sahibi Damaklar

Okulumun ilk günü

Nevin, 06/09/09

Uzun zamandır bu günün gelmesini beklemiştim. İki aydır yoğun bir şekilde derslere giriyor ve bundan sonraki maratona hazırlık yapıyordum. Yoga Hocalık Eğitimim ilk günüydü dün. Sınıfa girer girmez her zaman olanın aksine tanışma vs faslı olmadan yarım saat can acıtabilecek bir duruşa soktu bizi Zeynep Aksoy. Ardından da uzun bir süre Aya Selam serisini yaptık, gıkımızı çıkarmadan…

Ders bittiğinde ara verildi ve sonrasında tanışma vs faslı başladı. Etkileyiciydi. Daha ilk günden öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum, aslında içten içten bildiğimiz ama farkına nedense varamadığımız. Yoga bir nefes kontrolü değildir. Bunun üzerinde çokça düşünmek gerek. Yogayı niçin yapıyoruz. Esnemek için? Sağlıklı bir vücut için? Daha güzel görünmek için? Ruh bütünlüğümüzü (her ne demekse) oluşturmak için?

Yin Yoga derslerinde söylenen ve beni çok etkileyen bir şey var: uzun süre her şeyi yerçekimine teslim edip 5 dakika boyunca aynı duruşta, zaman zaman acıyla, kaldığımız süre içinde verdiğimiz tepkiler hayatta verdiklerimizle aynı. 

Sanırım bu eğitim boyunca odak noktamız da bu olacak. Hayatımızda olan biteni görebilmek, kabullenmek, değiştirmeden (değişim kolay bir süreç değil) nasıl baş edebileceğimizin farkına varmak. Huzura böyle ermek.

Bu günlerde Erich Schiffmann’ın Moving into Stillness kitabını okuyorum. İlk sayfalarında beni çok etkileyen bir bölüm var. Stillness – Dinginlik kavramından bahsediyor. Hareket, belki de karmaşa içinde önemli olanın dingiliği yakalamak olduğundan bahsediyor. Bir sonraki yazımda bu bölümün çevirisini yazacağım. Dün hocalarımdan birinin kitabı çevirdiğini duydum. Çok yakında Türkçe olarak da kitapçılarda yerini alacakmış…

Okulumun ilk günü tuhaf geçti. Uzun zaman olmuş “ders” dinlemeyeli. Yeni bir yola girdim ömrüm boyunca takip etmek istediğim…

Bayramören XC

Nevin, 20/08/09

Bundan iki hafta önce Akşehir’de en kötü inişimi yaptığım sırada meğer kuyruk sokumu kemiğimi kırmışım. Aradan zaman geçip otobüste uzun bir süre geçirdikten sonra durumun normal olmadığını düşünmüş, normalde son derece sakin olan fizyoterapist arkadaşım Hülya’nın bence mutlaka röntgenle bakılmalı demesi üzerine elime oturma simidimi almıştım.

bayramoren_200908-01

Uzun zamandır beklediğim Bayramören de böylece hayal oldu. Olsun. Erkenden kapattım uçuş sezonunu bu yıl. Aralık ayı sonuna kadar uçmayacağım. Temmuz ayında başladığım ve mutlaka ama mutlaka devam etmem gereken yoga eğitmenliği kursu için feda ettm uçuşlarımı. Zaten inişim de “amman sert ineceğim dizlerimi çekeyim bari” dediğim için olaylı oldu:)

Sözü kısa kesmek gerekirse, Bayramören’de fotoğrafçılık, retriev yaptım. İlk iki gün gol noktasına gittim. Gelenleri izlemek son derece keyifli.

Bu yılki yarışma oldukça renkli geçti. Hem Pre-PWC hem de Türkiye Şampiyonasının ikinci ayağı olması nedeniyle katılım oldukça yüksekti. Çoğu yakın komşu ülkelerden olmak üzere pek çok yabancı pilot katıldı. Adını sıkça duyduğum Yassen Savov’un aslında genç ve kıpır kıpır hatta hiperaktif denebilecek biri olduğunu düşünmemiştim.

Geçtiğimiz yıl Yiğit (Yıldırım) bana amacın yüksek olmak dediğinde aslında tüm amacın bu olduğunu anlayamamıştım. En azından amacı öncelikle gole gelmek olan ve hızlı gelmek gibi bir hedefi olmayan benim gibiler için. Bu yarışmada da bunu gördüm. Her gün “sakin sakin” de olsa gole gelen hindistanlı Dhinsa çok iddialı gibi görünmese de ilk 3 te yerini aldı. Matras ise ilk iki gün gole birinci gelip gol istikrarını da koruyarak birinci oldu.

Asıl anlatmak istediğim bambaşka bir kişi var. Petra. Petra Slivova çok başarılı bir pilot olmasının dışında (gole çatır çatır geldi:)) bir de anne. Take-off ta arabasının içinde uyuyan 2 yaşını bile doldurmamış minik oğlu, babasıyla birlikte annesini golde karşıladı pek çok kez…Benim gibi annelik ve pilotluğu bir araya nasıl getirmeli diye düşünen bayan pilotlar için harika bir manzara… Tabi önce istikrarlı bir şekilde uçmak gerek…

Bu yılki organizasyon da çok iyidi. Yurt şartlarını hatırlamak o kadar da kötü değil…Hazır yemeğin de tadı başka tabi…

Umarım önümüzdeki yıl, hazır ve nazır olabileceğim Bayramören’de…

Yiğitçiğim senle önümüzdeki yıl güzel güzel dönelim termikleri. Artık kim kimi geçer bilmiyorum. Haydi hodri meydan…

Fotoğraflar için tıklayın.

DSC_0068.JPG

Deniz kızı

Nevin, 02/07/09

Hafta sonumu biricik yeğenimle geçirdim. Büyümüş mü büyümüş… Dillenmiş mi dillenmiş.
deniz_kizi
Her zamanki gibi sevgi dolu. Öpüştük durduk teyze kız… Büyüdüğünü, değiştiğini, geliştiğini görmek inanılmaz bir şey. Ara ara eski fotoğraf ve videolara bakıyorum, inanasım gelmiyor bebekliği geride bıraktığına. Her defasında yeni bir ifade oturuyor yüzünde… Ama her defasında tanıdık geliyor o ifade sanki yıllarca aynı ifadeyi görmüşçesine…

deniz_2009_06

«Sonraki - Önceki »

Galeriden seçmeler

Get the Flash Player to see the slideshow.

Kategoriler

  • Hikayeni Seç