Uçmakdere Hıdrellez Şenliği

Nevin, 12/05/09

Ocak ayında geçirdiğimiz çok keyifli uçuşların ardından dört gözle bekledik Uçmakdere’de yeniden uçmayı. Cuma günü Nihan, Hülya ve ben iki pasta ve 30 kurabiye yapıp, ortalığı toparlayıp, 3,5 gibi yattıktan sonra sabah biraz sersem de olsak güzel uyandık. Yoldan Yücel’in arkadaşı Burcu’yu da aldıktan sonra tıkış tıkış da olsa yerleştik arabaya:) Clio, üç takım malzeme, kamp malzemeleri ve dört kişi. Ama bu peynir simit ve mis gibi kahve eşliğinde kahvaltı etmemize mani olamaz tabi ki.

Yola çıkarken en çok aradığım şeylerden biri kahve. Bu sefer sesimi çıkarmadım ki Yiğit, bugüne kadarki tüm itirazlarına rağmen, kahve istedi. Sırf kahve almak için Mecidiyeköy’e girdiğimizin notunu düşmeden edemeyeceğim.

Gittiğimiz gibi uçuşlara başladık. Kamp alanı 550 takeofunun aşağısında kalan düzlükteydi. Muhteşem bir manzara, çim alan. Organizasyon da oldukça iyidi. Özellikle transport metro hattı gibi çalıştı ilk gün. Tekirdağ’da düzenli olarak Hıdrellezi takip eden pazar günü iniş alanında şenlik düzenleniyor. Pazar günü inanılmaz bir kalabalık, ve İstanbul’u aratmayan bir araç trafiği vardı.

ucmakdere0905_2

Click to continue reading “Uçmakdere Hıdrellez Şenliği”

Kaçkarlar – Çamlıhemsin Yayları Trans / Eylül 2006

Nevin, 10/01/08

Hayatımda apayrı bir yer edinen Kaçkarlarla tanışmamızın hikayesi. Oldum olası sevdim müziğini, tulumunu. Yemenimi de karadeniz usulü bağlar oldum…”Ha bu bizim uşaktur” dediklerinde değilim ama yüreğim çok uzaklarda değil dedim içimden.
“Oy dumanlar dumanlar
  Hep dağlari sardunuz
  Yüreğumun derdini
  Bilsenuz ağlardunuz…”

09.09.2006
İstanbul-Trabzon-Çamlıhemşin-Mollaveys

Sabahın 1 inde yatan Hülya ve ben uyusak mı uyumasak mı derken 2 saat için giydik pijamaları. Saat çaldı ve ben her zamanki gibi 20 dakika erteledim alarmı. Hülya yarı uykulu ne oldu derken alarmı erteledim dedim. Saat çaldı fırladık. Evin içinde oradan oraya koştura koştura tam vaktinde giyinmiş kuşanmış olarak kapıdaydık. Sabiha Gökçen’de buluştuk Osman ve Alpay’la. Uçak havalanmaya hazır. Tahmini uçuş süresi 1 saat 10 dakika. Sabahları Kozyatağından Levente 2 saatte giden biri olarak hep bunu hatırlıyorum. 1 saat 10 dakika.  Türkiye’nin bir ucundan diğerine gittik. Keyifli bir yolculuğun sonlarına gelirken Pazar yakınlarında önümüzde bir kaza oldu. Osman Hülya ve Alpay ön saflarda bense ordan oraya biraz panik koşturuyordum. Bir matımızı orda bıraktık. Ambülans ve polis gelince yolumuza devam ettik. Herkes daha başlamadan gölgelenen Kaçkarları düşünüyordu herhalde. Ama hayat böyle aylardır planını yaptığımız bu yolculuğa devam edeceğiz…
Çamlıhemşin’de otobüsle yolculuk yapıp Uğur’larda yediği yemekleri ballandıra ballandıra anlatan Kaan ve Uğur’la buluştuk. Haftalık yiyecek alışverişi Fırtına’nın gümbür gümbür suları eşliğinde içilen çaylar ve ilk kapaklanma. Aylar önce menüsküs ameliyatı geçirmiş biri olarak en zayıf halka bendim. Ve daha dağ tepe dolaşmadan betona yüzükoyun yapıştım ilk gün. Galiba Alpay’ın benle işi olacak.
Tüm hazırlıklarımızı erzak paylaşımını yaptıktan sonra Kaçkar’daki ilk kamp yerimize gittik: Mollaveys. Gümbür gümbür akan Fırtına deresinşn hemen yanında çim bir düzlüğe kurduk çadırları. Piknik yapmakta olan insanlar da yiyemedikleri belki 2 kiloya yakın eti, fazla ekmek ve domatesi bize bıraktılar. Oh yakılsın mangallar. Henüz hak etmediğimiz bir yemekti ama doya doya yedik o akşam. Uğur Alpay didişmeleri de başlamış oldu böylece. Biraz gümbür gümbür de olsa iyi bir uyku uyudum sayılır.

Click to continue reading “Kaçkarlar – Çamlıhemsin Yayları Trans / Eylül 2006″

2007-12 Menevse kamp

Nevin, 26/12/07

İlk defa gittim Menevşeye. Nisan ayındaki faaliyete ayak bileklerimdeki ağrılar nedeniyle katılamamıştım. Güya evde dinlenecektim ancak ne mümkün apartman ilaçlanıyordu ve ben tüm mutfak eşyalarını yıkamak zorunda kaldım…Menevşeye yürürmüşüm yani…

Neyse bayramın ilk günü hazırlıkla geçti. Ekmek, kek yapıldı, eşyalar toplandı. Ertesi sabah saat 5’te Alpay ve Bora bizi evden aldı ve diğer ekiple, Bilent, İhsan, Akın ve Osman’la Bostancı köprüsünde buluştuk. Yolda çay molasında herkesin bayramlık kekini verdim. Kızlar sivrisine giderken de öyle yapmıştım.

Geçen yıl İnönü Yaylasına giderken çay içtiğimiz bir köy kahvesi vardı. Orayı hatırlamaya çalışırken önüne çıktık araçla. Servetiye Köyüne ait kahveymiş meğer orası. Aytepe’ye kadar gittik, araçları bıraktık ve yürümeye başladık. Kıvrıla kıvrıla giden karla kaplı yolda yürümeye başladık. Beklenenden daha fazla kar vardı. Veysel dayıya geldiğimizde çay molası vermeyi umuyorduk ama kimse yoktu. Sularımızı doldurduk ve patika yoldan bu sefer yukarı doğru kıvrıla kıvrıla ormanın içinden ilerledik. Dağı aştık resmen. Araç yoluna çıktık, karla kaplı Menevşe tabelasından da döndük sağa. Manzara muhteşem. Her yer bembeyaz. Çocukluğumda kar hep yağardı. 4 ay kalırdı yağınca da. Fırtınalarını da hatırlıyorum, lapa lapa yumuşacık yağışını da. Yüzümüzü kara gömer saniyeleri sayardık. Vücut ısımızdan kar erir, ortam ısısından da donar, yüzümüzün kalıbını çıkarırdı.

Click to continue reading “2007-12 Menevse kamp”

Uludag Temmuz 2006

Nevin, 19/12/07

Şubat başında gittiğimiz Bolu Seben yürüyüşünden sonra benim için zor günler başlamıştı. Diz problemi derken menüsküs yırtığı teşhisi ile ameliyat, ardından da aylar süren tedavi programı. 6 hafta boyunca ayağını yere basmamış bir insan olarak, tedavimin sonlarına doğru Uludağ Faaliyetine katılma izni almak için Fizyoterapistlerimle pazarlığa giriştim. Şöyle yapsam gidemez miyim? Böyle yapsam olmaz mı? Baton kullansam peki? Deniz Beyden (doktorum) izin çıkınca da topladım çantamı.

Aylardır doğanın kokusuna hasret biri olarak heyecanla hazırlandım. Erkenden yola çıkıp, güneşin doğuşunu Yalova feribotunda, börek ve çayla seyrettik. Oteller bölgesine geldiğimizde hazırlık başladı. Çantalar indi. Benim çantam yük olarak hafifletildi. Ne de olsa ben torpilliydim. Yürüyüş başladı. Nispeten düz sayılacak uzun bir yoldan madenlere ulaştık. Batonlar gerçekten yükümü epey dağıttı. Madenlere gelmeden önce iki köprü var yol üstünde; köprü ama ince kütüklerin üzerinden geçilen. İlkinden geçmek sorun olmadı, kalındı ancak ikincisi, demirlerden olan, ve ancak bir ayağınızın sığdığı köprüden geçmek zor oldu. Bir anlık tereddüt geçişi imkansız kılabilir. Bir, iki, üç denemeden sonra ancak elimi tuttuklarında geçebildim karşıya. Tam adım atacakken büyüyordu yol.

Click to continue reading “Uludag Temmuz 2006″

Galeriden seçmeler

Get the Flash Player to see the slideshow.

Kategoriler

  • Hikayeni Seç