Deniz kızı

Nevin, 02/07/09

Hafta sonumu biricik yeğenimle geçirdim. Büyümüş mü büyümüş… Dillenmiş mi dillenmiş.
deniz_kizi
Her zamanki gibi sevgi dolu. Öpüştük durduk teyze kız… Büyüdüğünü, değiştiğini, geliştiğini görmek inanılmaz bir şey. Ara ara eski fotoğraf ve videolara bakıyorum, inanasım gelmiyor bebekliği geride bıraktığına. Her defasında yeni bir ifade oturuyor yüzünde… Ama her defasında tanıdık geliyor o ifade sanki yıllarca aynı ifadeyi görmüşçesine…

deniz_2009_06

Deniz’im 2 yaşında

Nevin, 24/03/09

Teyzesinin biricik ama biricik kızı 2 yaşında. Mete’nin pastasını gece yarısı teslim ettikten sonra bir haftadır atölye kıvamında olan salonumuzu hızla toplayıp, 2 saatliğine de olsa uykuya daldık. Sabahın üç buçuğunda pasta malzemeleri dolu bavulumuzla, tıngır tıngır otobüs yazıhanesine yollandık. Bursa’ya varabileceğimiz en erken saatte gitmeliydik.

Öyle de oldu. 9′da kızım kucağımda kocaman bir gülümsemeyle sarılıyordu bana. Kahvaltının ardından da işe koyulduk. Ananenin özel isteği üzerine iki pasta hazırlanacaktı. Biri gündüz kutlaması, konu komşu arasında, diğeri de geçtiğimiz yıl yapamadığımız aile kutlaması için. (not: geçtiğimiz yıl eniştemin eve gelmesini beklerken, hastanede olduğunu bildiren bir telefon almıştık. Bir kaza sonucu elini kesmiş ve ameliyata alınacaktı. Hoppalaaaa. Neyse ki o günler de geride kaldı.)

İkisi de sevgili hocalarım Hansel ve Gretel’in eserlerinden olan pastaları ablamla hatta Deniz’imle birlikte yaptık. “Teyze men ubocegi yapiyom” “Men hamuu istiyom” ………

deniz_cicek

Neyse ki kutlama bitince, ablacığım bir kahve hazırladı. Haydi ikinci pastaya… Deniz’imin evde iki tane kaplumbağası var. Msn’nin başına her geçtiğinde bana mamualarını gösterir dururdu. Eee biz de mamua yapalım dedik o zaman.

deniz_kaplumbaga

Bir tanecik kızım benim. Hep aynı şeyi söyleyip duruyorum ama o benim bir tanecik kızım…Teyzelik böyle birşeymiş meğer. O da bana sevgimin karşılığını fazlasıyla gösteriyor. Öpüyor, okşuyor, sarılıyor…Sevgi böceğim benim.

deniz_sevgi_bocegi

Nice nice güzel yaşlara…

deniz_iki

Okamam(çikolatam)…

Nevin, 28/01/09

Hafta sonu uzunca bir aradan sonra Bursa’ya gittik. Kızımız büyümüş mü büyümüş.

denizim

“Bebeğim, kukum(kuşum), bikanem(birtanem), sekeyim(şekerim), tattım(tatlım), okamam(çikolatam)” diye seviyor Sıla bebeği. Abla olmuş da nazik nazik seviyor 5,5 aylık Sıla bebeği.

deniz_2009012

Canım kızım tüm hafta sonu Yit Yit diye dolandı durdu. Kıskandığımdan değil tabi…Enişteci olacak belli ki, şimdiden de dedesinin kızı olmuş durumda. Ama gel gör ki giderken pencereden ellerini uzatıp “Teyye del del” diye göz yaşı ile ağladığı biricik teyzesi oldu. Epeydir ağlamamıştım koyverdim kendimi.

Ağlama bebeğim. Kıyamaz sana teyzeciğin.

Teyzelik hakkaten annelik yarısıymış. Yarı olduğundan da şüphe duymaya başladım. Benim de bir parçam o…Benim de kızım…

Ekim ayı Deniz ayı

Nevin, 27/10/08

16 yıldır ailemden uzak yaşıyorum. Lisede “uzak çevre” oluşum nedeniyle, 2-3 ayda bir evime giderdim. Üniversite desen ayda bir ortalamam ya vardı ya yoktu. İstanbulda yaşamaya başladığımdan beri ise ortalamam 1,5 ayda bir gibiydi.

Yiğit’in iki hafta üst üste çalışması nedeniyle de biricik yeğenimi görmeye gittim ben de. Geçtiğimiz hafta sonunda da eniştesi kızını özlemiş gidelim demişti. Etti 3 hafta sonu. Hem de üst üste…

Ekim ayı Deniz ayı oldu benim için. Teyye aşağı teyye yukarı…Herşeyi birlikte yapma isteği…bol bol sevdim kızımı. Yetti mi? Yetmez, yetemez ki… Teyye, teyye dediği an bitiyorum ben…

Şimdi her şeyi taklit etme zamanı. Her kelimeyi, söylenişteki tonu, hareketleri. “Enişte” dediğimiz Yiğit’e annemden duyduğu gibi sesleniyor, biraz eksik tabi. “Yiii”

Neşeli mi neşeli…Kahkahalar çınlıyor evde…Huzurlu mu huzurlu. Hepsine maşallah diyeyim de, dilimi ısırıp.

Sabah gelir gelmez teyye aranıyor evde…vakit kaybetmemek için uyku bile uyunmak istenmiyor, sonunda sızlıyor teyye kucağında…fotoğraf makinesi elinde teyye taklit ediliyor…teyyenin komodinin üstünde duran kitabına “aaaaaaa” deniyor onun da varmış der gibi… kucağımdayken minicik eliyle göğsümü sırtımı okşuyor yumuşak yumuşak…

Büyüdüğünde nasıl olacak şimdiden merak ediyorum. Teyyesiyle vakit geçirmekten hoşlanacak mı o zamanlar da? Uçmak isteyecek mi bizim gibi? Yoksa dağlara mı çıkmak isteyecek bizim yapamadıklarımızı yapmak için.

Hayatının içinde daha etkin bir rolümün olmasını çok isterdim. Hayatının içinde olmayı tümüyle. Anne olmayı şimdilik istemeyen biri için garip geliyor bunları düşünüyor olmak. Yoksa doğurmak değil mi anneliğin kriteri? Bilmiyorum…Kafam karışıyor bunları düşündükçe…

pır pır kelebeğim benim…

Deydeeeee

Nevin, 25/06/08

Hafta sonu Yiğit’i İstanbul’da bırakarak Bursa’ya Deniz’ime gittim. Kimseye haber vermemiştim geleceğimi, tam bir sürpriz yaptım. Sabah erken gelir diye de erken de kalkıp hazırlandım küçük hanımı bekledim. En sonunda “Anne arasana gelsinler artık” dedim. Beni gören ablam korktu korkmasına ama minik kızım yerlerde yuvarlana yuvarlana kahkahalarımıza eşlik etti. Kızımın deydeeeesi gelmişti.

Artık her şeyi anlıyor, söyleneni algılıyor ve yapıyor kızım. Bir şeyi yapmamasını sağlamamanın en iyi yolu yerine bırakalım onu, bana ver, ona götür demekten geçiyor. Getir-götür işlerine bayılıyoruz.

Evde her şey Deniz’e odaklı. Herkesin adı da Deniz bu arada. Annemle babam kızlarına attıkları golleri saymakla meşgul tabi bu arada. “Birtanem” diyen babam 0-1 yenikken, bana “Deniz yavrum gece üşürsen pencereyi kapat” diyen annem durumu anında 2-1 yapıyor. Torun sahibi olmak da böyle bir şeymiş demek ki.

 “Hoh-hoh-hoh” görmeye ya da duymaya görsün kızım. Atların tıgıdık tıgıdık tepindiğinin taklidini yapıyoruz. Çılgına dönüyor kuçular, pisiler derken. Pazar günü de su kaplumbağası almışlar kızıma. Çılgına dönmüş göremedim o hallerini. Artık kaplumbağalarını beslemek görevi var Deniz’imin.

Notunu düşmeden geçemeyeceğim bir olay var ki yedi bitirdi beni. “Teyze gidecekmiş kızım” diyen ablamın kucağında baka kalmıştı kızım. Biz mutfakta hazırlıklar yaparken de elinde şortumla geldi “Ih” (al). Şaşkın şaşkın teşekkür ettim. Toparlanmalar devam ettiğimiz bir anda da bu sefer tişörtümle çıkageldi “Ih”. Üzerimde bir kez gördüğü bu kıyafetleri birazdan giyeceğimi kurmuş kafasında demek ki. Nasıl algıladıklarını algılamak inanılmaz bir şey bence. Nasıl bağ kurdukları, kendi düşünce sistematiklerini kurduklarının farkına vardığım o anlardan çok keyif alıyorum. En çok hayıflandığım konu da bu zaten. Arada sadece enstantaneler alabiliyorum hızla gelişen hayatından. Fiziken yanında olamadığım için çok ama üzgünüm gerçekten de. An be an geliştiğini görememek üzüyor beni. Ama seçimler yapıyoruz hayatta, sonuçlarını kestiremediğimiz. Yine de kızımın deydeeeeesiyim ben, yüzünü, sesini hiç unutmadığı, gördüğünde kucağına atladığı…Büyünce kaçıp geleceği anne yarısıyım ben…

 

Not: Eniştesi bizi kemiren bu iş hayatının gereklerini yerine getiriyordu hafta sonu. Gelişmek için, dinlenmesi gereken zamandan ödün verip eğitime gitti.
Eeee gelişim şart bu yaşamda; dinlenmek, ruhu beslemek, kişiliği zenginleştirmek olsa da olur olmasa da…

Ellerimin plaza sıvı sabunlarından değil topraktan çatladığı, ciğerlerime egzoz yerine çam kokusu dolduğu, meyve sebzelerimi market kasasından değil de dalından topraktan topladığım, güneşle yatıp güneşle uyandığım, sadece ekmeğin mayası tutmadığında ya da tavuklar bahçeyi talan ettiğinde sinirleneceğim, pişirdiğimi komşumla paylaşacağım, dakikaların saat gibi ilerlediği sakin ve yavaş, özlemlerin bu kadar yoğun olmadığı bir yaşam diliyorum kendime ve aileme…

Önceki »

Galeriden seçmeler

Get the Flash Player to see the slideshow.

Kategoriler

  • Hikayeni Seç