Çakıl çakıl
Nefes alırken kollar başın üzerinden uzansın gökyüzüne, nefes verirken, nefes boyunca kollar insin gövdenin yanına. Nefes rahat aksın, gözler kapanabilir rahat hissediyorsan. Nefes al kollar uzansın, nefes verirken kollar insin gövdenin yanına. Devam et. Hisset. Akan nefesi, yüzünü örten suyu, çakıl taşlarının akıntıyla çarpıştığında çıkardığı sesi, ayağına değen dubayı. Devam et, göğüs kafesin açılsın nefes aldığında, ve nefesi verdiğinde de açık kalabilsin.
Tadasana değil daha çok savasanaya benziyor bugün tattığım.Suyun üzerinde yatmış, gevşetebildiğim tüm kaslarımı gevşetirken, tadını çıkardım, nefesle uyumlu hareket etmenin, nefesimin derinden gelen sesinin, çakılların çıt çıt sesini, uzaktan boğuk gelen bağırış çağırış seslerinin…Epey bir sürüklenmişim akıntıyla.
Kendime şiddet uyguladığım bu zor zamanlarda çok iyi geliyor kendimle kalabildiğim bu kısa anlar. Fark etmemi sağlıyor bu çemberin dışında var olunabileceğini, mutsuzluğuma “yol açan” şeylerden ibaret olmadığını hayatımın.
Yapmayı erteleyip yapabileceklerimi. Seneler öncesinden var olan bir hayalim vardı gün gelir belki ortaya koyma cesareti gösterebilirim. Yapmalıyım, o düşündüğüm şeyi yapmalıyım. Belki de bunun için böyleyim. Bu belki de yazgım. Ben seçmiyorum. Yapan ben olmalıyım, olacakmışım, olmak üzere doğmuşum belki.
Şimdi, şu an böyle hissediyorum.
