Çakıl çakıl

Nevin, 26/08/10

Nefes alırken kollar başın üzerinden uzansın gökyüzüne, nefes verirken, nefes boyunca kollar insin gövdenin yanına. Nefes rahat aksın, gözler kapanabilir rahat hissediyorsan. Nefes al kollar uzansın, nefes verirken kollar insin gövdenin yanına. Devam et. Hisset. Akan nefesi, yüzünü örten suyu, çakıl taşlarının akıntıyla çarpıştığında çıkardığı sesi, ayağına değen dubayı. Devam et, göğüs kafesin açılsın nefes aldığında, ve nefesi verdiğinde de açık kalabilsin.

Tadasana değil daha çok savasanaya benziyor bugün tattığım.Suyun üzerinde yatmış, gevşetebildiğim tüm kaslarımı gevşetirken, tadını çıkardım, nefesle uyumlu hareket etmenin, nefesimin derinden gelen sesinin, çakılların çıt çıt sesini, uzaktan boğuk gelen bağırış çağırış seslerinin…Epey bir sürüklenmişim akıntıyla.

Kendime şiddet uyguladığım bu zor zamanlarda çok iyi geliyor kendimle kalabildiğim bu kısa anlar. Fark etmemi sağlıyor bu çemberin dışında var olunabileceğini, mutsuzluğuma “yol açan” şeylerden ibaret olmadığını hayatımın.

Yapmayı erteleyip yapabileceklerimi. Seneler öncesinden var olan bir hayalim vardı gün gelir belki ortaya koyma cesareti gösterebilirim. Yapmalıyım, o düşündüğüm şeyi yapmalıyım. Belki de bunun için böyleyim. Bu belki de yazgım. Ben seçmiyorum. Yapan ben olmalıyım, olacakmışım, olmak üzere doğmuşum belki.

Şimdi, şu an böyle hissediyorum.

Yoga günlüğüm

Nevin, 24/12/09

Yoga hocalık yolculuğumun sonlarına geliyorum. Daha doğrusu tek başıma başlayacağım yolculuğa çıkmak üzereyim. Eğitim son haftası şubat ayı sonuna ertelendi, biz daha güçlenelim daha iyi hissedelim diye. Yogayla, yogamla ilgili yeni başlıyor hayat. Öğrendiklerim, okuduklarım, etkilendiklerim, izlediklerim ve yogamla ilgili herşey orda olacak…Hepsi burda olacak, zaman buldukça…

Okulumun ilk günü

Nevin, 06/09/09

Uzun zamandır bu günün gelmesini beklemiştim. İki aydır yoğun bir şekilde derslere giriyor ve bundan sonraki maratona hazırlık yapıyordum. Yoga Hocalık Eğitimim ilk günüydü dün. Sınıfa girer girmez her zaman olanın aksine tanışma vs faslı olmadan yarım saat can acıtabilecek bir duruşa soktu bizi Zeynep Aksoy. Ardından da uzun bir süre Aya Selam serisini yaptık, gıkımızı çıkarmadan…

Ders bittiğinde ara verildi ve sonrasında tanışma vs faslı başladı. Etkileyiciydi. Daha ilk günden öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum, aslında içten içten bildiğimiz ama farkına nedense varamadığımız. Yoga bir nefes kontrolü değildir. Bunun üzerinde çokça düşünmek gerek. Yogayı niçin yapıyoruz. Esnemek için? Sağlıklı bir vücut için? Daha güzel görünmek için? Ruh bütünlüğümüzü (her ne demekse) oluşturmak için?

Yin Yoga derslerinde söylenen ve beni çok etkileyen bir şey var: uzun süre her şeyi yerçekimine teslim edip 5 dakika boyunca aynı duruşta, zaman zaman acıyla, kaldığımız süre içinde verdiğimiz tepkiler hayatta verdiklerimizle aynı. 

Sanırım bu eğitim boyunca odak noktamız da bu olacak. Hayatımızda olan biteni görebilmek, kabullenmek, değiştirmeden (değişim kolay bir süreç değil) nasıl baş edebileceğimizin farkına varmak. Huzura böyle ermek.

Bu günlerde Erich Schiffmann’ın Moving into Stillness kitabını okuyorum. İlk sayfalarında beni çok etkileyen bir bölüm var. Stillness – Dinginlik kavramından bahsediyor. Hareket, belki de karmaşa içinde önemli olanın dingiliği yakalamak olduğundan bahsediyor. Bir sonraki yazımda bu bölümün çevirisini yazacağım. Dün hocalarımdan birinin kitabı çevirdiğini duydum. Çok yakında Türkçe olarak da kitapçılarda yerini alacakmış…

Okulumun ilk günü tuhaf geçti. Uzun zaman olmuş “ders” dinlemeyeli. Yeni bir yola girdim ömrüm boyunca takip etmek istediğim…

Galeriden seçmeler

Get the Flash Player to see the slideshow.

Kategoriler

  • Hikayeni Seç