Adrasan-Denizli

Nevin, 12/06/09

3 yıldır her yıl bir kaç günlüğüne de olsa Adrasan’a gidiyoruz. Sakinliğini, denizini, çam kokusunu, çiçeklerini, narçiçeklerinin kırmızısını seviyorum.
Kaktüs her yıl bizi bekliyor açmak için sanki.

adrasan_cicekler

Sakin geçen üç günden sonra Denizli’ye Pamukkale’ye gittik. Denizli XC Open yarışmasına. Uzun bir zamandır hiç görülmemiş bir şekilde yağmur yağdı. Hatta dolu yağdı. Mis gibi kokuyor Anadolu’da yağmur. Bol uyumalı, camışlı ve çekirdekli geçti. Uçuş anlamında oldukça verimsiz geçse de ruhum dinlendi diyebilirim. İlk uçuşumda dizimi sakatladığım için biraz temkinli geçti zaman, o özlemini duyduğum Pamukkale ovasına tepeden bakan verandada sadece bir sabah yogamı yapabildim. Arada da fotoğraf çektim.
Fotoğraflar için tıklayın.
http://picasaweb.google.com/nevinvatans/DenizliXCOpen2009?authkey=Gv1sRgCNqPvIn7vbfxZg#

Okamam(çikolatam)…

Nevin, 28/01/09

Hafta sonu uzunca bir aradan sonra Bursa’ya gittik. Kızımız büyümüş mü büyümüş.

denizim

“Bebeğim, kukum(kuşum), bikanem(birtanem), sekeyim(şekerim), tattım(tatlım), okamam(çikolatam)” diye seviyor Sıla bebeği. Abla olmuş da nazik nazik seviyor 5,5 aylık Sıla bebeği.

deniz_2009012

Canım kızım tüm hafta sonu Yit Yit diye dolandı durdu. Kıskandığımdan değil tabi…Enişteci olacak belli ki, şimdiden de dedesinin kızı olmuş durumda. Ama gel gör ki giderken pencereden ellerini uzatıp “Teyye del del” diye göz yaşı ile ağladığı biricik teyzesi oldu. Epeydir ağlamamıştım koyverdim kendimi.

Ağlama bebeğim. Kıyamaz sana teyzeciğin.

Teyzelik hakkaten annelik yarısıymış. Yarı olduğundan da şüphe duymaya başladım. Benim de bir parçam o…Benim de kızım…

Bir yarışma, ikinci Paris….

Nevin, 30/12/08

İzmir Fransız Kültür Merkezinde öğrenciyken, Fransa’ya gezi bursu kazanmıştım. İle-de-France bölgesinde nehirden giderek, 10 günümüzü teknede geçirmiştik. Gezinin son iki günü Paris’te sonlanmıştı. Çok vaktim olmamıştı gezmeye ama yine de pek çok yeri görmüştüm. Tek başıma basamakları çıkarak Eiffel Kulesinin orta bölümüne çıkmıştım. En üste asansörle çıkılıyordu ve ben bir dahaki sefere Yiğit’le geleceğimiz zamana bırakmıştım en tepeye çıkmayı. Monmartre’a gidecek vaktim de olmamış, Sacre Coeur’u görememiştim. Seine nehri boyunca yürümemiştim.
Geçtiğimiz yıl aralık ayı gibi karar verip, uzun zamandır almak istediğim fotoğraf makinemi almıştım. İlk kış faaliyetimde de Menevşe Yaylasına götürmüştüm. Yaptığımız uzun yürüyüşün ardından, girdiğimiz bir köy kahvesinde de kendi çaylarımızı demlemiştik. O an öyle bir ışık sızıyordu ki içeri iyi bir fotoğraf çıkar buradan demiştim ve Osman’ı böyle görüntülemiştim. O zamandan bu zamana çok vakit ayıramadığım ama planlarım arasında yer alıyor fotoğraf merakı.
Şirketim Kadın Gözüyle Hayattan Kareler adlı fotoğraf yarışmasını iki dönemdir yapıyordu. Üçüncü fotoğraf yarışması da Çalışan Gözüyle Hayattan Kareler oldu. Cuma günü yılbaşı kutlama yemeğinde dev ekranda birinci olan fotoğrafı gördüğümde çok şaşırdım. Gösterilen karelerde Osman’ı görememiş Ayşen’e bir iş çeviriyorsunuz siz demiştim. Ama yine de emin olmak mümkün değildi, ta ki birinci olanın benim fotoğrafım olduğunu perdede görünceye kadar.

bir_yudumda_isinmak
Paris benim için özel ve güzel bir yer, ilk kez öğrenci bursu ile gittiğim, şimdi de eşimle birlikte bir ödül olarak gideceğim Paris. Kafelerinde mis gibi kahve içip, yumurtalı ve ev yapımı mayonezli baget ekmeğine sandviçlerini yemeyi beklediğim, karlar altındaki Paris.

Ormanlı’da uyanmak

Nevin, 16/07/08

Hafta sonu rüzgar şiddeti uçuş limitlerinin biraz üstünde olsa da şansımızı denemeye ve Ormanlı’ya gitmeye karar. Hatta bu sefer kamp kurmaya karar verdik. Cumartesi erkenden kalkıp, kahvemizi de alıp, yolda börek eşliğinde kahvaltımızı yaptık. Ormanlı yolu ayçiçek tarlalarından geçiyor, ben de sapsarı renklerle kendimden geçiyorum. Bu yıl öyle sine güzel tanık oldum ki sapsarı renklerine, geçtiğimiz yıllarda boğulduğumu fark etmemişim İstanbul griliğinde.

Rüzgar cidden şiddetliydi. Ama ne de olsa gelmiştik artık. Sabah serinliğinde dalgalara uyanmak için gelmiştik artık. Kanatları daha hızlı olanlar sahilden havalanıp, ara ara asılı kalarak uçtular. Ama bizim için rüzgar limitlerin biraz üstündeydi. Havalanmasına havalanır insan ama iniş planlama stresine girmeye değmez. Sonuçta kulak kapatarak inmek de yanlış bir karar verildiğinin göstergesi. Nitekim gün içinde DHV 1-2 kanadı olan bir pilot yer hızının eksilerde olması nedeniyle, arkaya sürüklendi, rotorlu bölgede de kanadının kapanması nedeniyle kaza geçirdi. Kalçasını kırdığını duymak çok üzücü. Acil şifalar dilerim en içten…

Akşama kadar kah kafede kah sahilde serinledik, sıcakladık. Akşam da mangal sefası yaptık. Köye gidip etlerimiz aldık, rakı, karpuz, salata eşliğinde bir güzel yemek yedik. Bizden başka kamp kuranlar da vardı. Hatta cumadan gelenler vardı.

Sabaha karşı çadırın ortasında bir kızıllıkla uyandım. Güneş doğuyor olmalıydı. Başımı çadırdan dışarı uzattım. Öyle güzeldi ki. Erkenden kalktık sahilde oturduk. Serin kumlara ayaklarımı gömmek, güneşin yüksellişi yavaş yavaş izlemek. Tatillerde erken kalkmayı bunun için seviyorum işte.

Mis gibi kahvaltımızı ettik. Pazar günü Ormanlı daha önce hiç görmediğim kadar kalabalıktı. Rüzgar yine şiddetliydi. Tandem uçuşları yapılabildi. Akşamın geç saatine kadar bekledik rüzgar diner mi diye, ancak cesaret edip havalanan pilotların asılı kaldığını görünce eve dönmeye karar verdik.

Bu kısacık tatilden bir sahne. Sahilde oturuyorum, Yiğit çadıra gitmişti. Aklımdan Yiğit’e söylemek için geçen cümle: “Bana bak, biz bundan sonra kamp kuralım gelip gitmek yerine.” Derken bananın b’si dilimin ucunda kalakaldı. Telepatik güçleri var kocamın. Benden önce aynı şeyi farklı bir şekilde dile getirdi.

Ekmek ve daha bi sürü şey

Nevin, 10/05/08

Bu yıl nihayet biz de katılabildik hıdrellez şenliklerine. Aradan zaman geçti ama notunu düşmeden etmeyeyim. Gece giderken kapıda sıkışmasak tam olacaktı ama kalabalık işte. Fotoğraf makinesini çok büyük bir heves ve istekle alan biri olarak bu kadar az fotoğraf çekmekten mutsuz oluyorum ama yaz geldi diyorum ve de özellikle uçuş faaliyetlerine saklıyorum cevherlerimi…

Hıdrellezden iki kare…

dilek_duvari.JPG

hidrellez_umut.JPG

Son günlerdeki yeni takıntım evde güzel ekmek yapmak. Nohut mayalı ekmek denemm başarısız olsa da ikinci denemem daha sıcak havalara bırakmaya karar verdim. Nohutun mayalanması cidden nazlıymış…

nimet.JPG

Ben de fırsat bu fırsat millet uçmaya gitmişken ve ben direksiyon sınavı nedeniyle istanbulda kalmışken başka bir ekmek denemeye karar verdim. toplamda 6-7 saat sürdü mayalanma vs ama galiba güzel oldu. Fırın derecesi benim fırınıma uymayınca az biraz kara kabuklu oldu ama ben memnunum sonuçtan. Yanına bir de iç baklalı enginar yaptım:) Enginar favorimdir.

Birileri uçmak mı dedi? Yiğit ve Hülya topladılar tası tarağı (Hülya’da yine eksik var tabi:P) Akşehir yolunu tuttular. Ne zormuş evde kalmak birileri giderken…Tabi geçen yıl giden benken fark edilmiyor bu durumlar. Neyse ki dolu yağmış bugün…(Kıs Kıs Kıs)

Ama umarım hava çok güzel olur yarın da uçarsın canım Yiğidim…Hülya da uçabilir tabi…

Galeriden seçmeler

Get the Flash Player to see the slideshow.

Kategoriler

  • Hikayeni Seç